Karadeniz sularında tansiyon bir kez daha tehlikeli bir boyuta tırmandı. Rusya’nın Novorossiysk limanından yola çıkan ve yaklaşık 1 milyon varil ham petrol taşıyan Türk sahipli “Altura” isimli petrol tankeri, İstanbul Boğazı’na giriş yapmasına sadece 14 deniz mili (yaklaşık 26 kilometre) kala hedef alındı.
Gece yarısı gerçekleştirilen ve hem İnsansız Hava Aracı (İHA) hem de İnsansız Deniz Aracı’nın (İDA) kullanıldığı belirtilen çifte saldırı, bölgede büyük bir yankı uyandırdı. Karadeniz’deki sivil deniz taşımacılığını tehdit eden bu son olay, savaşın deniz rotalarına olan yıkıcı etkisini ve güvenlik zafiyetlerini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Çifte Saldırının Detayları ve Gemideki Hasar
Edinilen bilgilere göre, İstanbul merkezli Pergamon Denizcilik bünyesinde faaliyet gösteren Suezmax boyutlarındaki Altura isimli ham petrol tankeri, Boğaz’a yaklaşırken büyük bir patlamayla sarsıldı. Saldırının eşzamanlı olarak hem havadan bir kamikaze drone (İHA) hem de deniz yüzeyinden bir İDA ile gerçekleştirildiği bildirildi.
Patlamanın şiddetiyle tankerin köprüüstü, güverte ve makine dairesi kısımlarında ciddi hasar meydana geldi. Özellikle makine dairesinin ağır hasar alarak su almaya başlaması, geminin güvenliği açısından son derece kritik anların yaşanmasına neden oldu. 140 bin ton ham petrol yüklü bir geminin İstanbul gibi devasa bir metropolün hemen başucunda böyle bir hasar alması, olası bir çevre felaketinin kelimenin tam anlamıyla eşiğinden dönüldüğünü gösteriyor.

Mürettebatın Durumu ve Arama Kurtarma Faaliyetleri
Saldırının ve ardından yaşanan patlamanın hemen ardından gemide bulunan 27 Türk mürettebat, acil yardım çağrısında bulundu. Bu hayati çağrıya ilk yanıt veren, o sırada bölgeye en yakın konumda seyreden “Erdek” isimli gemi oldu. Gelişmelerin hızla raporlanması üzerine Türkiye Cumhuriyeti yetkili makamları anında teyakkuza geçti. Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ve Sahil Güvenlik ekipleri hızla olay yerine sevk edilirken, bu tür büyük çaplı deniz kazaları ve acil durumlar için özel donanıma sahip olan “Nene Hatun” acil müdahale gemisi de kurtarma ve güvenlik operasyonuna dahil edildi.
Yapılan ilk tespitlere ve gelen resmi bilgilere göre, gemideki 27 personelin tamamının sağlık durumunun iyi olduğu, olayda herhangi bir can kaybı veya yaralanma yaşanmadığı açıklandı. Bu durum, olayın en büyük tesellisi oldu.
Altura’nın Geçmişi, Yükü ve Jeopolitik Konumu
Saldırıya uğrayan geminin taşıdığı yük ve sicili de olayın ciddiyetini artıran stratejik detaylar arasında yer alıyor. Altura’nın geçmişi incelendiğinde, daha önce “Beşiktaş Dardanelles” adıyla Türk denizciliğinde hizmet verdiği, Ukrayna-Rusya savaşı sonrasındaki süreçte Panama merkezli bir şirket tarafından satın alındıktan sonra 2025 yılında Pergamon Denizcilik filosuna katıldığı görülüyor.
Geminin, ABD yaptırımlarına tabi olmamakla birlikte İngiltere ve Avrupa Birliği yaptırımları listesinde bulunması, Ural ham petrolü taşıyor olmasıyla birleştiğinde saldırının arka planına dair çeşitli jeopolitik soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.
Şu an itibarıyla Karadeniz açıklarında Kıyı Emniyeti ve Sahil Güvenlik ekiplerinin tankere yönelik müdahalesi, su alma probleminin kontrolü ve bölge güvenliğini sağlama çalışmaları kesintisiz olarak devam ediyor. Yetkili makamlardan olayın kesin bir “saldırı” olup olmadığına veya failin kimliğine dair nihai bir resmi açıklama henüz yapılmadı. Ancak İstanbul Boğazı’nın sınırlarında yaşanan bu vahim hadise, uluslararası denizcilik camiasında uzun süre en önemli gündem maddesi olmaya devam edecek.






